21 Eylül 2018, Cuma Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Akademiye düşen kan

 Ülkede ateş düşmeyen, kan akmayan neresi kalmıştı ki akademide akmasın?

Gırtlağımıza kadar dayanan ihanetten TBMM bile nasibini almışken…

Zor günlerden geçiyoruz ve epey ağır bedeller ödüyoruz. Kimimiz cephede, kimimiz kahpece ummadığımız yerde. Ateş düştüğü yeri yakıyor, ciğerimizi parçalıyor ve bazen de ümitsizlik gelip kapıya dayanmıyor değil ama ümitvarız elhamdülillah! Biliyoruz ki gecenin en karanlık vakti, sabaha en yakın olan vaktidir!

Bu satırları yazmama sebep olan Osmangazi Üniversitesi’ndeki elim cinayette şehit olan akademi mensuplarına, yakınlarına ve bütün milletimize başsağlığı diliyorum. Ruhları şad olsun. Başta dediğimiz gibi ihanet çeteleri gırtlağımıza kadar dayanmışken kurumlarımızın temiz kalması, bundan etkilenmemesi tabii ki çok zordu.

Buna bir de hızla düşen insan kalitemizin seviyesi eklenince hem ihanetin faturası çok ağır oldu hem de yıllardır övündüğümüz kimi kamu kurumlarımız, güvenilirliklerini telafisi çok zor şekilde kaybettiler.

Kurumlarımız içinde en köklü ve dinamikleri en güçlü olanının TSK olduğunu, onu da polis teşkilatının takip ettiğini hepimiz en başta söylerdik. Sonra sivil kurumlarımız arasında, Görevde Yükselmeleri belli bir standarda ulaştırmayı başarmış bir Maliye ve Adalet camialarını sayabilirdik yakın bir zamana kadar.

Sonra 2000’li yıllardan sonra iktidar gücünün de arkasına sığınan hainler hızla bu kurumların ve bu kurumları örnek alan diğer bütün kurumların dinamiklerini başladılar hızla çürütmeye. Cemaat mensupları için bu kurumlarda bütün şartlar yerle yeksan edildi ve devlet başladı imdat demeye.

Demesine dedi de kim duydu? Fırsattan istifade bir sürü kifayetsiz muhterise bu anlamda gün doğmuştu. Dün derin cemaat ağabeyleri, ablaları dizayn ederlerken kurumları şimdi de aynı alışkanlıkla sözde FETÖ ile mücadele eden, sırtını bir de OHAL’ e yaslayan fırsatçılar devam ettiriyor bu alışkanlığı.

Şimdi silkinme zamanı! Hani titreyip kendimize dönme zamanı! Cemiyet için insanın silkinmesi ne anlam taşıyorsa devlet için de kurumların silkinmesi aynı anlamdadır. Bu yüzden de balığın baştan koktuğu gibi kurumlarımız da başlarındakilerden başlayarak, başlarını elleri arasına almalıdırlar.

Baş olmak, sorumluluk almaktır öncelikle. Yetki almak, aldığı yetki ile yan gelip yatmak, caka satmak, oportünist davranışlarla günü kurtarmak değildir baş olmak! Kalesi esir düştüğünde ise Miralay Reşad Bey gibi gerekirse kendi kafasına sıkabilmektir baş olmak.

O denli yüksek ahlak, yüksek erdem gerektiren ağır bir makamdır her şeyden önce baş olmak. Ama bakıyorum da nerede öyle başlar? Gören varsa el kaldırsın! Kurumlarımızda cadı avına döndürülen FETÖ’ cüleri temizleme işini devletin ehil ellerine bırakarak kurumun başındakiler öncelikle FETÖ alışkanlığı olan bu çürümeye karşı kollarını sıvamalı, kurumlarının dinamiklerine sahip çıkmalıdırlar.

Muğla Üniversitesi’nde akademisyenler intihar etmişlerdi peş peşe de nasıl okumuştuk bu intiharları hatırlayanınız var mı?

Yine KYK yöneticisi ve yardımcısı, defalarca yazmalarına rağmen genel müdür sağır olmuştu adeta ve yurt müdürünün silahı iki kez ateşlenmiş önce yardımcısını sonra da kendisine kıymıştı. Bu olay nasıl okunup neler yapıldı yukarıda hatırlayanınız var mı?

Yine SGK il Müdürü makamında kendi personeli tarafından şehit edildiğinde kurum dinamikleri nasıl çalıştırıldı, ne dersler çıkardık kurumlarımızı diri tutmak adına? Sağlıkta, emniyette ve bir sürü kurumda personel arası ilişkiler kırmızı alarm veriyorken, kurumlarda şiddet alabildiğine yükseliyorken, çöpler sürekli masa altlarına doğru bertaraf edilirken siz halen dış güçlere bağlama kolaylığına mı kaçıyorsunuz yoksa?

Kurumlar bütün dinamikleriyle, çalışanıyla, misyonu - vizyonu ile size devletinizin en başından en kutsal emanetidir. İstismar etmek, başka şeylerle oyalanmak, kendi içine kör ve sağır kalmak bilesiniz ki gaflet değil, düpedüz ihanettir.

Zora talip olmayan evinde oturup dinlensin. Ülkenin başı ateşten gömlek giyerken, ipek kravatlarla poz verme günü değil bu gün! Osmangazi Üniversitesi’ndeki elim olay sonrası Cumhurbaşkanı ile görüşen YÖK Başkanı, YÖK Genel Kurulu’nun Perşembe günü toplanacağını açıkladı. Umarız masa altına bertaraflardan ziyade ümitvar olacağımız adımlar görürüz.

Yoksa üstadın 1944’lerden beri ülkemizde gördüğü başsız adamlara artık tahammül kalmıyor. Üstat Necip Fazıl’ın Dua’sı bizim de duamız olsun!

Bıçak soksan gölgeme, / Sıcacık kanım damlar. / Gir de bak bir ülkeme: / Başsız başsız adamlar... Ağlayın, su yükselsin! / Belki kurtulur gemi. / Anne, seccaden gelsin; / Bize dua et, emi! 

09 Nisan 2018 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
İç güçlerin iş-güçleri
Ağustosta ölüm
Adalet gecikmez
Vakit geçmeden
Yedi Başlı Ejderha
Her devrin simsarları
Bir yurtseven torun Semra Hanım
Vakit Şafak Vakti
Merhaba otistik çocuk
Yeni Gün Sazak'lar
Hedefi Turan olanlar
Tamam mı devam mı yoksa aman mı?
Çaycı Kerim'in selamı var
Tek adam!
Akademiye düşen kan
Daüssıla
TÜRK
Ustalar neredesiniz?
Engelsiz engelli raporları
Kim Kimi Kullanıyor
 

WEB TV Tüm videolar
Cem Yılmaz
 
Göztepe-Trabzonspor özet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir