19 Eylül 2019, Perşembe Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Bir yerden başlamak lazım

Yakın zamana kadar herhangi bir kamu amirinin yanına veya bir avukat, bir mimar, bir mühendis bürosuna gittiğinizde gözünüze ilk çarpanlardan birisi de kişinin ve makamın iştigal konusu ile ilgili kitapların yer aldığı raflar olurdu. Bu kalın ciltlere bakar ve bunlara uygun kararlar vermenin zorluklarını düşünürdünüz.

Şimdi maşallah artık mevzuatlarımız ciltlere bile sığmıyor. Bereket elimizin altında arama motorları var ve hemen bakmasını bildikten sonra o ciltlere sığmayanlar önümüze açılıveriyor birer birer.

Devlet olmak hele büyük devlet olmak böyle bir şey!

Hayatın hemen her alanında düzenlemeler yapıp, hukuku tesis etmek. Geçmişten de gelen avantajlarımız var bu konuda. Bırakın yurttaş dediklerimizi, yabancı misafirlerimiz, ağaçlarımız, taşınmaz dediğimiz varlıklarımız, hayvanlarımız, çevremiz, su ve soluduğumuz hava bile çok ötelerden beri kayıtlarımıza girmiş, düzenlenen metinlerde yerlerini almışlar.

Bu düzenlemelere riayet ettikçe büyümüş ve fani de olsa yaşadığımız hayatı huzur iklimine çevirmişiz yıllardır. Ama egemen güçlerin; huzurumuza ezelden beri düşman olanların yine bitleri kanlandı gibi!

Bütün bu düzenlemeleri, bizim yıllardır binbir emek ve tecrübelerimizle inşa ettiğimiz, vücuda getirdiğimiz esasları bizzat içerideki elleri vasıtası ile yok sayıp, uygulatmıyorlar. Kurumlarımızı, kolluk güçlerimizi, itibarsızlaştırıp kadükleştirme çabasındalar.

Şu sıralar kurumlarımızın 2017 yılına ait hesap ve uygulamalarını denetleyen Sayıştay Başkanlığı’nın kamuoyuyla paylaştığı Denetim Raporları gündemde. Konu sadece muhalefet kanadının iktidara suç yükleme babından yeni bir mal bulmuş mağribi görüntüsünden uzak bir ayna tutuyor aslında ama korkarım bu kısır çekişmelere feda edip ıskalayacak gibiyiz ortaya çıkarılan tespitleri.

Aslında Sayıştay Başkanlığı Denetim Elemanlarının tespitleri, birçok kurumun kendi iç bünyelerinde ufak müdahalelerle tespit edilebilecek türden veya kasten üstü örtülen, ihmal edilen türden tespitler. Sayıştay tespitleri yayınlandı, yayıldı ortalık yere ve zihinlerimizdeki bilgi kirliliği, görüntü kirliliği yetmezmiş gibi bir de bu raporlarda yer alan bilmem ne kadarlık kamu zararları, boş ve lüks harcamaları, atıl yatırımlar, sahte ödemeler girdi hayatımıza.

“Bakalım şimdi ne olacak?” diye doğrusu hiç merak etmiyorum! Benim memurum, benim iç güçlerim, benim bürokrasim işini bilir!

Zaten raporlara iyi bakıldığında kamu idarelerinin, işini bilen cevaplarının bir kısmı da yer alıyor. Personel yetersizliği, ek mevzuat düzenlemesi gerekliliği, geçmiş dönemlerin kötü bakiyesi gibi mazeretler sıralanır, “bundan böyle” diye başlayan cümleler kullanılarak göstermelik eğitim programları peydahlanır ve kamuoyu da kirlenmesi ile kalır.

Yeni yıl, seçimler, sınır ötesi operasyonların gölgesinde bunları da unutur gideriz kısa zamanda. Kendi baronunu kendi üreten bürokrasimiz de böylece yeni Türkiye’de de azgın ve arsız endamıyla sahnedeki yerini güçlendirerek alır.

Ne yıllardır bu kurumlarda işlerin böylesi ölçülemez duruma gelmesinde payı olan idareciler yargılanır ne masasından aldığı güç ile hayatını tefriş etmiş ağır abilerimiz yargılanır ne de lafı geldikçe “tüyü bitmemiş yetimin hakkı” dediğimiz kör kuruşların hesabı sorulur.

Aman: haksızlık da etmeyelim! Yine laf olsun diye belki kimi işgüzar, tribüne oynayan, küçücük bir riske girmekten korkan amirlerimiz soruşturma gibi şeyler açarlar belki de.

Dostlar alışverişte görsün! Asıl suçlular dururken göstermelik bir-iki yandan suçluya ceza falan vermeye kalkarlar ama alan almış, satan satmıştır bir kere ya; asıl ceza, yani kamuoyu vicdanlarını rahatlatacak o yaptırım gelmez bir türlü.

Yandan suçlular, tali suçlular, güçsüz suçlular belki hüküm giyer ve azmış, palazlanmış, beslemiş ve beslenmiş olan asıl suçluların adını bile duyamazsınız bu yargılamalarda.

Onlar ne de olsa beslemiş ve beslenmişlerdir ya; kılık değiştirirler, kılıf değiştirirler, yok olurlar ortadan. Asırlardır bu kurumlarda usulsüzlükleri usul edenler, tavşana kaç- tazıya tut uygulamaların müsebbipleri, kendine emanet edilenlerin içlerine edenler, makamlarından aldıkları güçlerle sağa sola ulufe dağıtıp kurumlarının içini boşalttıkları gibi mensubu oldukları devleti de memurunu da itibarsızlaştıranlar için tehlike çanları çalmaz hiç.

Ama belli mi olur!

Bakarsınız tek tek, satır satır o tespitleri takip eden, arkasını soran biri, bir makam çıkar. Ne de olsa Sayıştay Başkanlığı da ilk defa bu kadar dibe salladı kaşığını.

Sanki her yıl Sayıştay Başkanlığı denetlemiyormuş gibi bu kurumları. Sahi bakarsın öncelikle daha önceki denetçilerden başlanır denetlemelere.

Öyle ya: görmediler mi, görmemezliğe mi geldiler, gösterilmediler mi? Bir yerden başlamak lazım! Aksi takdirde daha çok mevzuat yapar, çok düzenlemeler çıkarır ve öylece de kullanmadan, uygulamadan kadükleştirir, çöpe atarız.

Gerçi şimdi çöplüklerimiz de dolu ve yeni tehlikelere gebe. Biz temizlemezsek çöpümüzü, onlar temizleyecekler bizi. Dedim ya: bir yerden başlamak lazım!

28 Aralık 2018 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
Yaz bitiyor
Menteşe bize yeter!
Huzur Sokağı'nın hüznü
Öfkeler şelale!
Öfkesiz yazılar
Öfkeye dikkat
Yine üniversite yine Muğla
Devlet nereye?
15 Temmuz'a bir turnusol
Sath-ı Taarruz
Var mısınız konuşmaya?
Seçim Artı
Gazlı hayat
Manisa'nın sağlığına dair
Postmodern zübüklerin turfanda hasadı!
İzmir vefasız mıdır
İstanbul değil İzmir!
Bekliyoruz
Muzaffer Usta
Barikatsever yöneticiler
 

WEB TV Tüm videolar
Cem Yılmaz Fundamentals
 
Hatasız Kul Olmaz-Tarkan
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir