22 Kasım 2017, Çarşamba Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Bizim Mücella Hanım

                           

Kitaplarını dört gözle beklediğim yazarlardan biridir Nazan Bekiroğlu. Okurken yaşadığınız, zevk aldığınız daldığınız yetmiyor gibi bir de içine girersiniz satırların.   

Edebiyatımızda çokça kadın anlatılmıştı aslında. Seksenli yıllarda: “Kadının adı yok demişlerse de çokça kadın ismini öğrenmiştik Türk Edebiyatında.

Handan’ı, Halide Öğretmeni Halide Edip’ten; Çalıkuşu Feride’yi Reşat Nuri, Suad’ı Mehmet Rauf’tan, Bihter’i Halit Ziya, Fosforlu Cevriye’yi Suat Derviş, Mebrure’ yi Peyami Safa tanıştırmamışlar mıydı?  Yine Nazım ile Piraye’yi, Sezai Karakoç ile Mona Roza’yı, Nail Çakırhan ile Halet’i ve Abdurrahim Karakoç ile Mihriban isimlerini özdeşleştirip yıllardır beraber okumuyor muyduk, mırıldanmıyor muyduk dizelerini?     

Kimi idealist, kimi mücadeleci, kimi güzel, zengin, şımarık, ayran gönüllü veya melankolik, entelektüel yalnızlığı içerisinde olan karakterlerdi bu kadınların. Mücadelelerine gıpta etmiş, güzellikleriyle mest etmiş, cesaretleri ve zekilikleri ile çekmişlerdi bizleri kendilerine. Bu yüzden sıradan değildir hiçbiri ve bundandır isimlerinin kolay unutulmaması. 

Ama Mücella’ öyle mi ?

Sıradan bir kadın! İçimizden biri. Bu yüzden: “Bizim” dedim ve kendine hiç denmediği; hep Mücella yada Mücella Teyze dendiği için ben ekledim, ben yakıştırdım Hanımlığı ona.  

Yanındakilerin de çokluğu ürkütmesin sizi. Hani alıştınız ya kafa dinlemeye, yalnız kalmaya, cemiyetten uzak yaşamaya. Kitapta bir sürü çevresi ile de tanışıyorsunuz Mücella’nın. Annesi Neyyire Hanım, onun kardeşleri, teyzeleri, amcaları, akrabaları falan dolu bir sürü insan. En çok kadınları ile hasbihal etseniz de onları da yine Neyyire Hanım ve kızı Mücella ile birlikte değerlendiriyorsunuz.   .

Sokağa, henüz pencerelerin hâkim olduğu dönemlerin kadını Mücella. Penceresinin ardında sokağı ilmik ilmik gören, süzen ve elindeki dantele sadık, sokak ile de arasına ne olur ne olmaz cinsinden annesi tarafından konan bir sınır olan Karaincir Ağacı’nı hep sınır olarak belleyen bir ev kadını Mücella. Kadın olmasa bile bileğinin hakkıyla hanım olmuş bir kadın. Mahallenin namusuna sıkı sıkı bağlı, kalın çizgilerinden asla vazgeçmeyen Neyyire Hanım’ın; oğlu Fahir’den daha kendi olan, öz be öz kızı Mücella.

Hayalin ne demek olduğunu bile henüz öğrenmemişken, hep başkalarının hayallerini, başkalarının dünyalarını izlemekten kendi hayallerinin ölümünü bile fark edemeyen biri Mücella. 

Çevresinde yaşanan onca trajik, platonik aşklara; gerilimlere rağmen asla çizgilerini geçmeyen bir kadın ve o kadının gözünden seyredilen zaman ve mekânın muhteşem birlikteliğini görebilirsiniz bu romanda.

Kadının bu kadar çok olduğu bir romanda, hele hele bir de sıradan kadınların gözüyle dünyayı, çevreyi okumanın ne kadar sığ olacağını düşünen dostlarımız için de romandaki Yusuf Ziya karakterinin işte bir kadın gözüyle betimlemesi:  

“Görünürde bütünüyle kendisine ait bir hayatı yaşarken bile ona sahip çıkmakta ne kadar kendisi olarak kalamamıştı Yusuf Ziya. Mücella bile bir kayaya tutunmuş yosun dalı gibi olduğu yerde yalpalarken Yusuf Ziya rüzgârın önüne katılmıştı. Kendi hissiyatından çok’ başkaları ne düşünür, ne der, ne hisseder?’ bunu hesaba kata kata suya attığı taşın bile nerelere çarpacağını hesaplaya hesaplaya hep başka ellerin eseri olan dalgaların önüne bedenini bıraka bıraka işte şu masanın, şu açık defterin başında bulmuştu kendisini. Nuh’un gemisine sığınarak tufandan sağ çıkmış yaralı bir kedi değildi. Sürekli önüne baksa da arkasındaki avcıya kulak kabartan bir ceylan gibi yorgun düşmüştü sadece. Başını satıra uzatmıştı en fazla ve üstelik cellâdıyla kanlı bıçaklı bile olamamıştı.”

Aslında görebilsek kendimizi, biraz yavaşlatıp hayatımızı dinlesek, hepimiz ne kadar bir Yusuf Ziya, ne kadar bir Mücella olduğumuzu göreceğiz.

Koca Veysel’in dediği gibi hepimiz, balın tuza katıldığı bir dünyanın insanları değil miyiz zaten?

“Geçmez deme geçer. Her şeyin dönüşü var. Günahın bile affı var. Düzelmez deme düzelir. Dönülmez deme dönülür. Geçmişin telafisi gelecektir.”

“Zaman iyi bir öğretmendi ama bu ne pahalı bedel, bu ne kabadayı bilgiydi.” 

Uzun bir süredir kaybettiğim eşyalarımı da buldum Mücella’da. Odun kokan sobamı, dedemlerden kalma ve pek kullanmadığımız mangalı, annemin elinden düşürmediği dantellerini ve fildişi tarağını, is kokan ve bir süredir şişesi kırılan gaz lambasını, düğmesini çevirdikten sonra önce lambalarını ısıtan daha sonra da ille de cızırtısıyla sesi duyulan radyomun nerelere gittiğini bile düşünemiyordum doğrusu.

Kore Harbini, 60 ihtilalini, iktidar-muhalefet arasındaki o dönemlere dayanan gerilimleri pencere ardına kapanan bir sade kadının gözüyle bir Anadolu kasabasından izlerken bir de yaşadığımız ve çok aşina olduğumuz İzmir-Manisa arası yolun, o dönemler bile ne kadar çetin ve zor olduğunu yine Mücella’dan öğrendim.

Mücella’lar gidiyor. Mangallar gibi, sobalar gibi. Karaincirler de kalmadı artık müteahhitler el attıktan beri eski evlerimize. Sokakları gözleyen, sıkıştıkça kapısına varılacak Mücellalar da yok artık. Gitmesini engelleyemezdik Mücella’nın ve her fani gibi gidecekti gitmesine de keşke diyorum, keşke kendisi gidip bari o benden aldığı emanetini, Hanımlığını bari bıraksaydı bizlere.

18 Ocak 2016 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
Can dostu
10 Kasım
Şampiyonların Hocası
Özelleşen hizmet sunumları karşısında yapabileceklerimiz
Takım olmak ve takım ruhu
Üst üste sorular soru içinde
Kıyılara kıymayın Efendiler!
Elini verip kolunu kaptıranlar
Yükselen değer İzmir
Eh be Ayhan
Yollarda bir başıma...
Trenlerin ardından...
2 Nisan'ın farkında mısınız!
Edebiyatımızda Sağlık Olsun
En son yürekler ölür
Darbe darbe darp dedi
Fatih'li Yıllar
Plaka plaka bölünen şehirler
Bizim Mücella Hanım
Hepimiz engelliyiz
 

WEB TV Tüm videolar
Göztepe-Trabzonspor özet
 
Yaza damga vuran düet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir