22 Ağustos 2019, Perşembe Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Günümüz kahramanları

 Çok severim Arif Nihat Asya’nın o Dua adlı şiirini. İlk mısraından itibaren içinde yaşadığımız cemiyetin, bizim, tamamlanmamıza dair dileklerini gönderir kâinatın sahibine.

Girişi de bizim aslında sesi kısık, zayıf, aciz olduğumuzu belirterek yapar. Hani ileride olur da bir yanlış anlaşılmaya mahal bırakırsak, haddimizi aşarsak ya da tamamlayamazsak içimizden geçen duygu ve düşünceleri; kusurumuza bakma der gibi başlar duaya.

Her bir mısraında bir eksikliğimiz vardır. Bir mısrasında da kahramanlara olan hasretimiz, kahramansız kalışımız ve bunun cemiyetimiz içindeki eksikliği, etkileri işaret edilir. Biz kahramanlarımız olmadan eksik olan bir toplumuz!

Onlar olacak, onlar yürüyecek ki; yürüyecek millet ardından. Onlarsız bir yığınız aslında. Onlar olunca da arkalarına takılan güçlü bir ordu.

Bu yüzden: “Amin” dememek mümkün mü o duaya?

“Kahraman bekleyen yığınlarını, Kahramansız bırakma Allah'ım! “

------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Kahraman kelimesinin anlamına baktığımızda yararlılık gösteren kimse, önemli yeri olan kimse ve edebi eserlerde en önemli kişi olduğunu görürüz. Hemen aklınıza da bu tanımdan sonra kalkıp da bir Zaloğlu Rüstem gelmesin diye sizi bu vakitte kalkıp da çok uzaklara götürmeyeceğim.

Sadece gören gözlerinizi, idrakinizi bir nebze de olsa tamamlayabilir miyim düşüncesindeyim. Hiç düşündünüz mü gözlerinizi sımsıkı bağlayarak, hayatı hep koşturarak yaşayan, bencil bir toplumun içinde yürümeye çalıştığınızı?

Herkesin boş teneke gibi her konuda ahkâm keserek, çan- çan seslerle hep kendini öne çıkartmaya çalıştığı, konuşmaktan dinlemeye fırsat bırakmayan insanlarla çevrili bir dünyada bir otizmli çocuğun çaresizliğini hiç düşündünüz mü?

“Üç kilo almışım bir haftada” deyip şimdi kara kara o fazlalık kiloları nasıl vermenin telaşına düştüğünüzde hiç düşündünüz mü vücudunda onlarca fazla kilolarla yıllardır yaşamak zorunda olan insanların çaresizliğini?

Fiziken gözünüze çarpan bir eksiklikleri görülmese bile zihinlerinde hep bir kaygı, bir korku ile yaşamak zorunda olan veya çok isteseler de anı hiç yaşayamayan, yaşadıklarından tat almayan insanların mutsuzluğunu az da olsa bilmem anlayabiliyor musunuz?

Biz kısık sesleriz! Aciziz, zayıfız, yarımız….

Bu yüzden bütün bunları duymamızın mümkünatı yok! Ama sesimiz kısık diye eli kolu bağlı oturan, o eksikliği mazeret görüp arkasına gizlenen, hayattan bezmiş, sinmiş olmayı içlerinden çıkarmış, aksine: “bu benim imtihanımmış” veya “O’ndan gelmiş ya, başım üstüme” deyip kabullenerek içinde bulunduğu şartları benimsemiş, kendiyle barışmış, vakti ile barışmış, zamanın efendisi olmuş birileri var; bilesiniz.

Çok uzaklarda, tarihin derinliklerinde falan değiller. Yanı başımızda, çevremizdeler. Tamamlamak üzere gelmişler. Ama birilerimizi ama bir yerlerimizi…

Eli olmayana el, gözü olmayana göz, bazen ayak bazen sıcak bir gülümseme.

Bazen bir engelli annesi olarak görürsünüz onları bazen her başınız sıkıştığında telefonunuzda bir kısa yol yapıp, numarasını ezbere bildiğiniz bir dost.

Onunla konuşurken telefonda bile içine girersiniz. Karşınızdaysa gözlerinde kaybolur, bambaşka biri olur çıkarsınız yanında.

Gittiğinde yarınızı da, yanınızı da alıp götüren; boşluğu kocaman olan bir dost! “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır”

Faydalı insan, tamamlayan insan, anne insan, baba insan, refik insan, mürşid-i kamil insan, can insan, canım insan. Sen olmazsan nasıl tanımlarlar beni ve kim nasıl tamamlar beni bu âlemde?

Herkesin nefsine düştüğü, gözün gözü görmediği günümüzde kahraman diye kalkıp da eli kılıçlı, iri cüsseli, sert bakışlı, bileği güçlü insanlar aramaya gerek yok!

Günümüzde onlar zaten kahraman olamazlar! Günümüzün kahramanı günümüze uygun olur. Günümüzün neye ihtiyacı varsa, günümüz insanı en çok neye ihtiyaç duyuyorsa kahramanlar o ihtiyaçlara göre çıkarlar karşımıza.

Alman Goethe demiş ya: “Allah lüzum gördüğü yere lüzum gördüğü insanları gönderir.” İnsanın bir engelini engelleyen, önündeki engelleri aşmasına yardımcı olan, engel tanımayan, faydalı olan, faydalı işler yapan, çevresine faydalı, nefsinin ötesine geçmiş, kendini aşmış, gönlü zengin insanların aslında birer kahraman olduklarını çoğumuz ıskalıyoruz değil mi?

Gelin kıymetini bilelim içinde yaşadığımız anın. Gelin beraber yaşadığımız kahramanlarımızı yalnız bırakmayalım.

Mühim olan kahramanca ölmek değil, kahramanca yaşamaksa eğer kahramanca yaşayan bu insanların birer tamamlayıcısı olalım, onlarla bütünleşelim, tamamlanalım ki tanımlanabilelim. Yoksa…..İşimiz zor!

“Kahraman bekleyen yığınlarını, Kahramansız bırakma Allah'ım! “ (Amin!)

14 Nisan 2019 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
Öfkeler şelale!
Öfkesiz yazılar
Öfkeye dikkat
Yine üniversite yine Muğla
Devlet nereye?
15 Temmuz'a bir turnusol
Sath-ı Taarruz
Var mısınız konuşmaya?
Seçim Artı
Gazlı hayat
Manisa'nın sağlığına dair
Postmodern zübüklerin turfanda hasadı!
İzmir vefasız mıdır
İstanbul değil İzmir!
Bekliyoruz
Muzaffer Usta
Barikatsever yöneticiler
Günümüz kahramanları
Evvel refik badel tarik
Her kıyıya her köşeye sonuna kadar demokrasi
 

WEB TV Tüm videolar
Cem Yılmaz Fundamentals
 
Hatasız Kul Olmaz-Tarkan
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir