21 Eylül 2018, Cuma Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Her devrin simsarları

Futbol ticarileşince amatör ruh ile mücadele sahadan ayağını çekti. Artık yeşil sahalarda her şey futbol oynamaya daha elverişli hale geldiyse de bu sefer ortalık zeki ve çevik olanını bulsak da ahlaklısını mumla aradığımız futbolcularla doldu.

Hangi takımın ilk yarıyı lider kapayacağı, hangisinin şampiyon olacağı, hangi futbolcunun iki yıl sonra hangi takıma gideceği, teknik direktörlerin sadece teknik direktör değil kenardaki adamlarıyla, masa başı adamlarıyla ve sahadaki adamları ile bir ekip olarak pazarlıklara giriştikleri hepinizin malumu.

Hatta kazara bir takım, tam iyi bir ekip olup biraz açık ara öne çıkıverse hemen yedi düvel birleşir, ticaretin gücü adına vur abalıya, alaşağı ediliverir de kimsenin gıkı çıkmaz!

Ne de olsa ticarette de istikrar istikrardır ve en büyük güven unsurudur. Yok öyle bir takımın alıp başını açık ara gitmesi! Öyle ya: o zaman maç yayın hakları nasıl iyi paralara satılacak?

Futbolcu simsarları, teknik adam simsarları nasıl ekmek yiyecek bir düşünsenize. O yüzden heyecan son maça, son dakikaya kadar sürmeli, maç yayınlarına ilgi olabildiğince artmalı ve her takımın bu simsarlara muhtaçlığı her an artarak devam etmeli ki oyuncusu, yorumcusu saadet zinciri halkaları şeklinde ilelebet payidar kalabilsin.

Sadece futbol ile sınırlı kalsa iyiydi bu ticarileşme de hayatın her köşesine girdi maalesef.

Resmi tüzel kişilikleri olmasa da bir sürü danışmanlık şirketi, algı operasyonları ile kendi işlerini, kendi önemlerini öyle bir satıyorlar ki en sakinimiz, en soğukkanlımız bile geriliyor, endişe ediyor hatta yediğimiz ekmekten, içtiğimiz sudan bile feragat edip bunlara yöneliyor, peşleri sıra sürüklenip duruyoruz.

Öyle ya geleceğimiz; çoluğumuzun çocuğumuzun istikbali, devletimizin bekası, istiklalimizin devamını bile neredeyse bunlardan dilenir olacağız.

Bunun için bak kardeşim: Ne kadar iyi bir okul bitirirsen bitir, işinde ne kadar iyi olursan ol, hangi fikre, hangi derneğe üye olursan ol, iyiliğin de güzelliğin de beş para etmez bunlara ram olmazsan. Paranla, mesleğinle rezil olursun alimallah!

Bakmayın siz halkın iradesi, demokratik hakların kullanımı, hukukun üstünlüğü gibi içi boş süslü sözlere. Bunların herhangi biriyle bir temasınız olmasın da görün bakalım!

Ne işe girebilirsiniz, ne çalıştığınız kurumda yükselebilir, ne müdür, ne rektör, ne vekil ne belediye başkanı olabilirsiniz!

Falancalara filancalara yakınlığınız, iktidar ile yıllara sari kader ortaklığınız, falan bakanı tanıyor olmanız, falan genel müdürün hemşehriniz olması, sizin dürüst tanınırlığınız, iyi bir aile geçmişiniz bile inanın on para etmez!

Boş yere oyalanır durur, enerji tüketir, insanlara olan inancınız sarsılır. Hele bir de küsüp sertçe tavır falan almaya kalkarsanız da bu sefer alimallah bir kulp takarlar ve bu sefer bu kulptan yıllarca kurtulamadığınız gibi ananızdan emdiğiniz sütü de burnunuzdan fitil fitil getirirler.

Eskiden kapalı kapılar ardında daha iyiydi işleri bunların. Karda gidip izlerini bile kaybediyorlardı. Daha rahattılar, daha iyi kazanıyorlardı şimdi öyle mi?

Nerede parmağını oynatsan, hafif bir yere ayağın takılsa bütün ülkeye yankı yapıyor. Hele bir de tek bir partinin açık ara iktidarı! Böyle olunca da şimdi artık otel odalarında falan vekil pazarlaması yapıp hükümetler götürüp yeni hükümetler planlayamıyorlar.

İyi de boş mu duruyorlar bu zavallılar diyeceksiniz. Şeytanın bile bunları görerek artık masumlaştığı bir dönemde öyle zavallı dediğimize bakmayın! Kolayca ellerini çekip bu ülke, bu insanlar, bu masumlukları, saflıkları varken başka kapılar mı ararlar sanıyordunuz?

Asla! Bir düşünsenize yıllardır hep aynı iktidar ve sözde akşamdan sabaha hükümet değişmiyor. İstikrar deyip artık siyasi gerilimleri unuttuk diyebiliyor musunuz?

Aksine yeni korkular yeni gerilimlerle üstelik daha da gerilip duruyoruz. Bunların tek sebebi sadece dış güçler mi?

Sermayenin rengi yoktur diyecek kadar kimliksizleşip, sonuca giden her şeyi mübah görecek kadar şeytani bu taşeronları görmeden hangi soruna sağlıklı bakabilirsiniz ki?

Hiç İsrail’e, Vatikan’a, Washington’a kadar uzanmanıza gerek yok! İliklerine kadar bedenlerini, ruhlarını üç kuruşluk menfaatleri için buralara adamış bu şeytanlar varken uzak gözlüklerinizi aramak için hiç yorulmayın.

Ellerinde iyi muhalefet yok ama iktidarın içinde, koca bir devlet içinde size uygun her bedene tavsiye edecekleri kalıplar bolca var. Siz yeter ki olur verin ve gerisini merak etmeyin. Hiç ummadığınız makamlara oturur, hiç hayal etmediğiniz ilişkilere bile girer ve sadece şaşırırsınız!

Bırakın sizi yıllardır tanıyanları, kendinizi siz bile tanıyamaz olursunuz bunların elinde. Hiç niyetiniz yokken bir anda sizi vekil adayı, belediye başkan adayı veya rektör adayı falan yapıverirler de siz bile inanamazsınız.

“Ya aslında hiç düşünmüyordum ama arkadaşlar çok ısrar ettiler” falana getiriverir çevirirsiniz de cebinizden, zamanınızdan neler döktüğünüzü söylemekte zorlanırsınız.

Yığınla iş deneyimleri, iş bitirmeleri de olduğu için sonrasında da zorlanmazsınız! Uyum içinde çalıştığınız sürece, vicdanınıza da kulak vermeyerek dünyanın saadetlerine karşı da kayıtsız kalmamış olursunuz.

Yakında bir seçim var ve şu anda doğal olarak çok yoğunlar ve telefonlarınıza geç dönebilirler. Çok uğraşmalarına rağmen muhalefet bir türlü aradaki makası kapatmada zorlanıyor ama iktidarın oranını olabildiğince aşağı çekmek inanın çok kolay.

Böylece heyecan hep diri kalacak, piyasa her daim canlı olacak ve simsarlarımız boş boş müşteri arar hale gelmeyecekler. Bürokrasiye atadıkları müdürleri, rektörleri, valileri ile haydi çocuklar aşıya, pardon iktidarı yalamaya yağlamaya içini oymaya gelmiyor musunuz?

İktidardan görünüp kendisine verilen bütün imkânlarla iktidarı yıpratmak ancak bu tür fetbaz kadrolarla olur ve ne yazık ki on beş yılın sonunda bu simsar kılıklı bürokratlar; valiler, müdürler, rektörler bütün güçleriyle sahne almış durumdalar.

Yıkamasak bile yıpratalım!

Nasıl olsa yıkılsa da yıpransa da yarınlar sizin bu ülkede. Kazanan ve kaybedenler hep göz önlerindeyken sizler yerli yerinde ve hep kazanan taraftasınız. Ama hayat çok kısa! İyisi mi yol yakınken siz yine hesabınızı bir gözden geçirin derim.

Zira hesabınız ne kadar güçlü olursa olsun, hesabı sizden çok daha güçlü olanın hesap vakti an be an yaklaşıyor. Ayak seslerini bilmem duyabiliyor musunuz?

19 Haziran 2018 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
İç güçlerin iş-güçleri
Ağustosta ölüm
Adalet gecikmez
Vakit geçmeden
Yedi Başlı Ejderha
Her devrin simsarları
Bir yurtseven torun Semra Hanım
Vakit Şafak Vakti
Merhaba otistik çocuk
Yeni Gün Sazak'lar
Hedefi Turan olanlar
Tamam mı devam mı yoksa aman mı?
Çaycı Kerim'in selamı var
Tek adam!
Akademiye düşen kan
Daüssıla
TÜRK
Ustalar neredesiniz?
Engelsiz engelli raporları
Kim Kimi Kullanıyor
 

WEB TV Tüm videolar
Cem Yılmaz
 
Göztepe-Trabzonspor özet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir