22 Kasım 2017, Çarşamba Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Kim durduracak bu canavarları?

Yuvalarına da sıra gelir inşallah! Devlet bu sefer terör canavarlarıyla sonuna kadar mücadelede kararlı görünüyor. Batıdan nemalanan, nemalanmak isteyen düne kadar daha dünyanın en büyük güçlerinden olan Rusya’nın bile durumdan vazife çıkararak batının kirli parasına göz dikip pozisyon aldığı şu sıralar elbette ülkemizdeki terörün yuvalarına kadar inmek pek mümkün değil. Sayın Reisicumhurun,’ inlerine gireceğiz!’ kararlılığı ve hedefine rağmen sokturmama gayretinde olanların bloklarının aşılması pek de öyle kolay görünmüyor.

Biz böylesi ağır bir imtihandan geçtiğimiz bu olayların çözülmesi işlerini, kendilerine vekâlet verdiğimiz değerli vekillerimize bırakalım ve daha geniş bir cepheden ülkemize yönelen, üstelik terör gibi sadece ülkemizin bir veya birkaç bölgesini tehdit etmeyip yurdun geneline yayılan bir başka huzur bozan, huzurumuza göz diken canavarlara dikkatinizi çekelim istedim. Hızla ürediler, hızla yayıldılar.

Şimdi neredeyse her sokak, her apartman, her semt ve şehirde günün yirmi dört saatinde bu canavarlarla karşılaşma riskiniz var. Kullandıkları silahlarla siz öldürmüyorlar diye belki sevinip şükredebilirsiniz ama etki alanları ve tahrip güçleri çok yüksek. Terör canavarları öldürüp yok ederken bu canavarlar hayatımızı resmen zehir edip kelimenin tam anlamıyla; sü-rün-dü-rü-yor-lar! Geçenlerde öğle vakti vilayet binasının tam önünde yayan yürüyorken, önümde yürüyen karnı burnunda genç bir bayan ve yanındaki annesi veya kayınvalidesi olduğunu tahmin ettiğim iki kişiyi fark ettim.

Yanı başımızda durmuş olan ve o an için akmayan trafik ise dikkatimi çekmemişti. Işıklar yeşile dönüşmüş olacak ki birden trafik akmak için kıpırdamıştı ki o bekleyen araçların birinden o hareketi ile bir patlama sesi ve öyle bir gürültü duyuldu ki…. Mübalağa etmiyorum, kaldırımda yürüyen çoğu genç ve sağlıklı bir sürü insan neye uğradığını şaşırmış durumda bakışırlarken az önümde yürüyen karnı burnunda bayanın o şok ile yere düştüğünü ve ilk şoku atlatan diğerlerinin ona yardıma koştuklarını gördüm.

Esnaflardan kolonya getirip müdahalede bulunanların çabası yetmemiş ve 112 ekibi beklenmiş ve baygın haldeki kadın ve yanındakini alarak en yakın sağlık kuruluşuna sevkleri yapılmıştı. Sonrası ne mi oldu? Bayanın karnındaki çocuk kurtuldu mu, kurtulduysa bile o sabinin üzerinde bu olayın ve annenin yaşadığı korkunun bir izi kaldı mı, onlara bir şey olduysa yanındaki yaşlı bayanın sağlığı bundan nasıl etkilendi bilemiyorum ama o sırada olaya sebebiyet veren aracın plakasını almak bile kimsenin aklına gelmemişti. Alınsa ne olacaktı?

Yüzlerce araç içinde bu tür patlayıcılarla donanmış, nakil vasıtasından ziyade gürültü canavarına dönüştürülmüş çok mu az örnek var çevremizde ve bizim huzurumuzdan, emniyetimizden sorumlu şehrin ekâbirleri, uluları; sevgili Orman ve Köy İşleri Müdürleri, Orman Müdürleri ne yapıyorlar acaba? İzmir’in en işlek caddelerinden Hatay Caddesi, Muğla’nın Uğur Mumcu Bulvarı, paralelindeki yayla caddesi, Manisa’nın hemen bütün caddeleri üstelik sesleri daha da iyi duyulsun diye üstelik gecenin ilerleyen saatlerinde bu canavarların seremonilerine terk edilmiş durumda ve bunlara dur diyen bir temizlik görevlisi bile yok! Belki de var da birilerinin ille de demesi gerekiyor.

Hani memurlar ya, hani ille de emir almadan yapmazlar ya, hani birileri çıksın da şikâyet etsin, savcı dava açsın da ondan sonra biz arada kötü olmadan, mensubu olduğumuz kurumu ve amirimizi yıpratmadan şu işten sıyrılalım düşüncesi ya..vs. vs.

Ülkeyi 12 Eylül’e götüren süreç de böyle gelişmemiş miydi?

Asıl vazifesini yapması gerekenler, bu iş için devletten ücret alan salahiyet sahibi kişi ve kurumlar iyice çekilip pusuya yatmışlar sonra da sokaklar kan gölüne çevrilmekle kalmayıp vatanın bütün kaleleri, değerleri tarumar edilmiş, devleti korumak, nizamı korumak, değerlerimize sahip çıkmak adına, kolları sıvamak zorunda bırakılanlar da filmin sonunda ülkeye ve huzura kasteden hainlerle aynı kefeye konulmak suretiyle boylarının ölçüsünü almışlar ve cezalandırılmışlardı. Yine aynı senaryo mu?

Sayın Cumhurbaşkanı bu yüzden mi yine bürokrasiyi gereksiz suçlamakta? Devlet kanun yapıyor, yönetmelik yayınlıyor. Bu tür araçlara yapılacak, Karayolları Güvenliği mevzuatından tutun da, Çevre Mevzuatına kadar hatta yeni çıkan Kabahatler Kanunu çerçevesinde bile bir yaptırım uygulamak mümkün görünüyorken kayıtsız kalmak başka ne ile açıklana bilir ki?

“Bu gece de geçsinler bakalım” diyerek elindeki kurusıkı silahı gösteren Pastaneci Remzi’ye komşusu Manav Cezmi elindeki meşe odununu göstererek “Hadi bir geçsinler bu akşam” diyerek katılmakta.

Sakinleştirip sohbete başladığımızda Cezmi, çocuğunun bu yıl TEOG sınavına gireceğini ve sürekli üzerine titrediklerini ama çocuğun içinde bulunduğu ortam sebebiyle zaten uyku problemi çekerken bir de bu canavarlar yüzünden ailece tedirgin olduklarını ama bu sefer neler yapacağı konusunda oldukça gözünü kararttığını söylemekte. Remzi ise defalarca belediye, emniyet falan şikâyette bulunduğunu ama kimsenin bu canavarlarla uğraşma niyetinde olmadıklarını bu yüzden işin başa düştüğünü söylemekte.

Sohbetimize kendi dükkânı önünde oturarak kulak misafiri olan Tekel Bayii Hüsnü’ye: “sen ne düşünüyorsun? “ diye sorduğumda ise: “ henüz yaşlanmadık, komşularımızı yalnız da bırakmayız, ülkeyi üç çapulcuya da teslim edecek kadar da korkak değiliz” cevabını aldım.

Yaşları benim kadardı yaklaşık. Ama benim gibi 12 Eylül’ü de, 28 Şubat’ı da yaşamamışlardı. 11 Eylül 1980 e kadar oluk oluk akan kanın neden bir gecede birden bire kesiliverdiğini, 28 Şubat ulularının: “ İrtica ile mücadele sadece orduya bırakılacak kadar basit ve önemsiz değildir” diyerek bütün halkı nasıl bir algıya itelediklerini, halen mesaiden sonra eve uğrarken müsait bulduğumda anlatmaktayım onlara.

Ne kadar sabrederler ve ne kadar başarılı olabilirim bilmiyorum? Ama topyekûn huzurumuzun kalmadığı ortada.

Konuşuyoruz ama bir de yazalım istedim.

Hatta yazıp da ilgililere de gönderelim diye düşünüyorum. Kim bilir belki bunlar Sevgili Tapu Müdürümüzün kulağına gider de tapu harçları üzerinde elinden gelen kolaylığı gösteriverir.

Ya da Sayın Parklar Bahçeler Müdürleri toplanıp bahar temizliği diye yeni yıl girmeden sıvarlar kollarını. Umutluyum şahsen. Garibin umudu da olmasa…

12 Kasım 2015 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
Can dostu
10 Kasım
Şampiyonların Hocası
Özelleşen hizmet sunumları karşısında yapabileceklerimiz
Takım olmak ve takım ruhu
Üst üste sorular soru içinde
Kıyılara kıymayın Efendiler!
Elini verip kolunu kaptıranlar
Yükselen değer İzmir
Eh be Ayhan
Yollarda bir başıma...
Trenlerin ardından...
2 Nisan'ın farkında mısınız!
Edebiyatımızda Sağlık Olsun
En son yürekler ölür
Darbe darbe darp dedi
Fatih'li Yıllar
Plaka plaka bölünen şehirler
Bizim Mücella Hanım
Hepimiz engelliyiz
 

WEB TV Tüm videolar
Göztepe-Trabzonspor özet
 
Yaza damga vuran düet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir