22 Kasım 2017, Çarşamba Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Kıyılara kıymayın Efendiler!

Muğla Üniversitesi henüz şimdiki Kötekli Yerleşkesine taşınmamıştı. Merhum Sıtkı Koçman’ın destekleriyle inşaatları hızla tamamlanan binaların ve çevrelerinin temizlik ve düzenlemeleriyle birlikte taşınmaları personelin olağanüstü gayretleriyle kısa sürede tamamlanınca fiziki olarak emsal üniversitelerle kıyaslanmayacak derecede büyüme ve rahatlık sağlanmıştı.  

Mesai saatlerine sığmayan bu çalışmalar hafta sonları da sürmüş ve personel hayli yorulmuştu. Yorgunluğu gözleyen dönemin rektörü ve idarecilerinin himayelerinde kadrolu personel ve hocalar iki hafta sonu kurum imkânlarıyla pikniğe götürülmüşler ve deyim yerindeyse yorgunluk atmışlardı. O dönem idari işlere baktığımdan mahiyetimizde çalışan ve bütün bu işlerde aslan payının olduğu işçilere de piknik yaptırma fikrini açtığımda makul karşılanmış ve bir hafta sonu işçileri alarak kurum araçları ile bir sahile götürüp piknik yaptırmıştık. 

Organizasyonu yaparken dönemin Milli Parklar yetkilileri ile de görüşerek sahillerden ücretsiz yararlanmıştık. İşçi arkadaşlarımız gün boyu denize girmiş, kıyıda eğlenmiş ve yorgunluklarını atmışlardı. Günün nasıl geçtiğini sormak için dönüşte yanlarına tek tek oturup fikirlerini sorduğumda ismini söyleyemeyeceğim Ortaköy’  bir arkadaşımız, bir sahile en son 18 yıl önce Akyaka’ya askerlik görevinin bitiminde geldiğini ve o günden bu yana denize hiç girmediğini söylemişti.  

İçim burkulmuştu. Sen Muğla gibi bir yerde yaşa, memleketine dünyanın neredeyse öbür ucundan gelip denize girenleri gör ama iki lokma ekmek için çalışmaktan denizi de sahili de unut! 

O zamanlar kıyıların sahibi o arkadaşımızın da uğruna çalıştığı devletti. Dolayısıyla bizler de devletin diğer bir kurumunun yöneticileri olarak derdimizi açtığımızda diğer bir kurumun yöneticilerinden kolaylıkla izin alarak bu arkadaşları sahillerden ücretsiz olarak faydalandırabilmiştik. Şimdi ise özellikle Muğla sahilleri adım adım parsellenmiş ve beach (biç) lenmiş durumda.  

Ücretsiz girmek mümkün değil! Sözde sahili değil, şemsiye ve şezlong satıyorlar, kiralıyorlar görüntüsüyle kıyılara yaklaşmak bile mümkün değil! 

Bu gidişle bırakın denize girmeyi denizi gören tepeler, yamaçlar bile korkarım ücretli hale gelecek. 

Dün, az bir gayretle o işçi arkadaşımızın veya orta halli bir Muğla’  kardeşimizin sahillerden ücretsiz olarak yararlanması mümkünken artık vay hallerine! 

Dönüşümler, gelişimler rantiyelere dönüşüyor ve gelişiyor ama bu memleketin çocukları; hani askere çağırırken veya işçi olarak çalıştırırken aklınıza gelen o asgari ücretli veya dar gelirliler maalesef öz yurtlarında garip ve öz vatanlarında parya haline dönüştürülmekteler. 

Yazıklar olsun! 

Ama yol yakınken dönün bu yoldan efendiler! 

Geçen hafta İzmir’ in kuzeyine doğru kısa bir yolculuk yaptım. Çanakkale – Gelibolu tarafına doğru gezdiğim o kadar sahil beldelerinde gördüm ki ufacık, ikiyüz haneli bir köyün ihtiyaçlarına kadar her beldenin insanının sahillerden faydalanması için başta belediyeler olmak üzere her önlem alınmış ve her kıyıdan her vatandaşımız hiçbir bedel ödemeden yararlanıyor. Hatta bazı sahil beldelerine belediyeler ücretsiz seferler düzenleyerek hem vatandaşlarına hem de beldedeki yerli küçük esnaflara fırsatlar sağlamaktalar. 

Bizde ise Bodrum’undan Akyaka’ sına, Marmaris’inden, Fethiye’sine kadar bütün kıyılara kıyılmış. 

Kıyılara kıymayın Efendiler! 

Değişim ve dönüşümler milletin lehine olursa gelişim olur, kabullenilir aksi takdirde sizi, her şeyi ayakları altlarına serdiğiniz rantiyeciler bile kurtaramaz! 

Bergama’da, Dikili’de, Ayvalık, da, Erdek’te, Çanakkale’de aileler akşam yemeklerini alıp en yakınlarındaki deniz kenarına gidip yararlanabilirlerken veya akşam evlerinde yedikleri yemekten sonra çaylarını içmek için bir kıyıya gidebilirlerken benim Muğla’  hemşerilerimden bu zevki niye esirgersiniz ki? 

Eskiden beri denize günün ilk ışıkları ile girmeyi severim. Ama artık İncekum, Sedir Adası veya Çınar dediğimiz yerlerde saatin 08.00 olmasını bile beklemek zorundasınız ve akşamları da işletmenin düzenlemesine göre erkenden sahili pardon biçleri terk etmek zorundasınız. Öyle bir saatliğine falan da girmeniz için gün boyu ücretini ödemek zorundasınız. 

Yapmayın Efendiler! 

Kıyılara olsun kıymayın Efendiler! 

Bu millet sevmediklerini hep o kıyılardan sürdü attı denize.  

Ne o korkuyor musunuz yoksa siz de denize dökülmekten de o yüzden mi kapattınız denizleri? 

Korkunuzdan mı yerleştirdiniz o biç denen özel birliklerinizi? 

Yapmayın…. 

Kıyılara kıymayın efendiler! 

22 Ağustos 2017 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
Can dostu
10 Kasım
Şampiyonların Hocası
Özelleşen hizmet sunumları karşısında yapabileceklerimiz
Takım olmak ve takım ruhu
Üst üste sorular soru içinde
Kıyılara kıymayın Efendiler!
Elini verip kolunu kaptıranlar
Yükselen değer İzmir
Eh be Ayhan
Yollarda bir başıma...
Trenlerin ardından...
2 Nisan'ın farkında mısınız!
Edebiyatımızda Sağlık Olsun
En son yürekler ölür
Darbe darbe darp dedi
Fatih'li Yıllar
Plaka plaka bölünen şehirler
Bizim Mücella Hanım
Hepimiz engelliyiz
 

WEB TV Tüm videolar
Göztepe-Trabzonspor özet
 
Yaza damga vuran düet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir