23 Kasım 2017, Perşembe Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Üst üste sorular soru içinde

 

Soru sağanağına yakalandığımız günlerdeyiz.
Ama yağmur gibi ıslatmıyor, düşündürmüyor, terletmiyor nedense bu sorular.
Hatta ses bile çıkarmıyor!
- Meral’ci misin, Devlet’çi misin?
- İzban Selçuk Töreninde Aziz Kocaoğlu’ na yapılanları doğru buluyor musun?
- Başarısızlıklarına, gaflet ve ihanetlerine rağmen iktidar, niçin teşkilatlarını düzeltmez de onlardan sadece gitmelerini ya da gitmezlerse kenara konacaklarını söyler durur da düğmeye bir türlü basmaz?
- “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” marşı neden kabzımal Nuri’yi kızdırırken komşusu bakkal Osman’ı sevindirir, coşturur?
- Adalet var mı bu ülkede?
- FETÖ ile mücadelede Cumhurbaşkanı neden yalnız bırakılıyor?
- Duruşmaların başladığı günlerde mahkeme önlerine dolan kalabalıklar şimdi nerede?
- A Milli Futbol Takımı Lucescu ile başarır mı?
- Ders yılı başında müfredatı, seçilen bakanlık mı belirlese yoksa okyanus ötesinden mi yardım istense?
- Sağlıkta üçlü yapıdan güçlü yapı çıkaramayanlar acaba tekli yapıdan başkanlık sistemi mi çıkarma niyetindeler?
Sahi, sizi ne kadar ilgilendiriyor bu sorular bilmiyorum ama duyduklarım ve konuşulanlar bunlar ve sorular kadar cevapları da hiç mi hiç ilgilendirmiyor aslında kimseyi.
Toplum vakit geçiriyor, sürükleniyor ve hani laf olsun diye de benzer sorularla aslında ölçü alıyor, kafa buluyor.
Teslim olmuş kitleler halinde sürükleniyoruz.
İrfanı hür, vicdanı hür nesiller, teslim olmuş kitlelere dönüşmüş.
Bir tarafta Lucescu’ya dört elle sarılanlar diğer yanda Lucescu ne yaparsa yapsın hep karşısında olanlar!
Bir de bunları zoraki izleyen tribündekiler.
Eskiden olsa Lucescu’yu sevenler de, sevmeyenler de tribünleri paylaşır ve başlarlardı atışmaya. Her iki taraf da bütün hünerlerini, edebi ve edebisiz nükteleriyle birlikte birbirlerine takdim eder, centilmenliklerini de arz-ı endam ederek ayrılırlardı stadyumdan.
Ama şimdi deplasman yasağı var ve malum…
Ev sahibinin borusu ötüyor.
……………………………………………..
Cemiyet, insanlardan oluşur.
Hayatı anlamlı yapan da çekilmez yapan da insandır ve ben bunca sorular içinde insan aramaktayım!
Hani….sokağına tükürenin, yüzüne tüküren insanı.
Birbirine gülerken bile küfretmeyen, ağlarken isyan etmeyen, komşusunu dinlerken kendi derdini unutan yüce insanı.
Tek kanaldan çok kanallı televizyonlara geçtiğimiz yıllarda bir kanalın haber fragmanlarının birinde sürekli döner dururdu: “Nerede bu devlet?”
Dere yatağına kaçak ev yapıp İstanbul’u gecekondulaştıran ve ufacık bir selde evini kaybeden kadınların feryadıydı bu ses.
Şimdi hepimizin şuuruna kazındı sanki ve hep bir ağızdan bir devlet, bir kurtarıcı beklemekteyiz sanki.
O kadınların feryadına gelmedi hiçbir devlet ve gelemezdi de!
Çünkü yaptıkları doğru değildi, binaları kaçaktı, uygunsuzdu.
Bizim de yaptığımız doğru değil ve biz önce kendimizi düzeltmedikçe de bizi hiçbir güç, hiçbir sistem ve hiçbir insan düzeltemeyecek!
Çevremize güzel baktıkça; ocağımıza düşmüş bütün düşkün, muhtaç insanlara en az kedilerimize, putlarımıza, önyargılarımıza gösterdiğimiz hoşgörüyle yaklaştıkça, kendi devletimize, kendi milletimize, kendi değerlerimize en az kendimiz kadar değer verdikçe inanın her insanın Hızır, her gecenin Kadir olduğunu göreceksiniz.
Bir camii çıkışında Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin yanına sokulan cemaatten biri ümitle sorar:
-Efendim, bu Muhammet Ümmeti ne zaman kurtulacak?
Efendi gayet mütebessim ve gayet emin cevaplar:
-Sen bana o Muhammet Ümmetini göster ben de sana onların kurtulduğunu göstereyim.
Velhasıl: Soruların üstüne soru koymadan, insanlığımızın üstüne insanlık koyma vaktidir bu an!
Yoksa olmazların zoru, sizin bu sorularınızın hepsini alıp defterini dürer.

Soru sağanağına yakalandığımız günlerdeyiz.
Ama yağmur gibi ıslatmıyor, düşündürmüyor, terletmiyor nedense bu sorular.
Hatta ses bile çıkarmıyor!
- Meral’ci misin, Devlet’çi misin?
- İzban Selçuk Töreninde Aziz Kocaoğlu’ na yapılanları doğru buluyor musun?
- Başarısızlıklarına, gaflet ve ihanetlerine rağmen iktidar, niçin teşkilatlarını düzeltmez de onlardan sadece gitmelerini ya da gitmezlerse kenara konacaklarını söyler durur da düğmeye bir türlü basmaz?
- “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” marşı neden kabzımal Nuri’yi kızdırırken komşusu bakkal Osman’ı sevindirir, coşturur?
- Adalet var mı bu ülkede?
- FETÖ ile mücadelede Cumhurbaşkanı neden yalnız bırakılıyor?
- Duruşmaların başladığı günlerde mahkeme önlerine dolan kalabalıklar şimdi nerede?
- A Milli Futbol Takımı Lucescu ile başarır mı?
- Ders yılı başında müfredatı, seçilen bakanlık mı belirlese yoksa okyanus ötesinden mi yardım istense?
- Sağlıkta üçlü yapıdan güçlü yapı çıkaramayanlar acaba tekli yapıdan başkanlık sistemi mi çıkarma niyetindeler?
Sahi, sizi ne kadar ilgilendiriyor bu sorular bilmiyorum ama duyduklarım ve konuşulanlar bunlar ve sorular kadar cevapları da hiç mi hiç ilgilendirmiyor aslında kimseyi.
Toplum vakit geçiriyor, sürükleniyor ve hani laf olsun diye de benzer sorularla aslında ölçü alıyor, kafa buluyor.
Teslim olmuş kitleler halinde sürükleniyoruz.
İrfanı hür, vicdanı hür nesiller, teslim olmuş kitlelere dönüşmüş.
Bir tarafta Lucescu’ya dört elle sarılanlar diğer yanda Lucescu ne yaparsa yapsın hep karşısında olanlar!
Bir de bunları zoraki izleyen tribündekiler.
Eskiden olsa Lucescu’yu sevenler de, sevmeyenler de tribünleri paylaşır ve başlarlardı atışmaya. Her iki taraf da bütün hünerlerini, edebi ve edebisiz nükteleriyle birlikte birbirlerine takdim eder, centilmenliklerini de arz-ı endam ederek ayrılırlardı stadyumdan.
Ama şimdi deplasman yasağı var ve malum…
Ev sahibinin borusu ötüyor.
……………………………………………..
Cemiyet, insanlardan oluşur.
Hayatı anlamlı yapan da çekilmez yapan da insandır ve ben bunca sorular içinde insan aramaktayım!
Hani….sokağına tükürenin, yüzüne tüküren insanı.
Birbirine gülerken bile küfretmeyen, ağlarken isyan etmeyen, komşusunu dinlerken kendi derdini unutan yüce insanı.
Tek kanaldan çok kanallı televizyonlara geçtiğimiz yıllarda bir kanalın haber fragmanlarının birinde sürekli döner dururdu: “Nerede bu devlet?”
Dere yatağına kaçak ev yapıp İstanbul’u gecekondulaştıran ve ufacık bir selde evini kaybeden kadınların feryadıydı bu ses.
Şimdi hepimizin şuuruna kazındı sanki ve hep bir ağızdan bir devlet, bir kurtarıcı beklemekteyiz sanki.
O kadınların feryadına gelmedi hiçbir devlet ve gelemezdi de!
Çünkü yaptıkları doğru değildi, binaları kaçaktı, uygunsuzdu.
Bizim de yaptığımız doğru değil ve biz önce kendimizi düzeltmedikçe de bizi hiçbir güç, hiçbir sistem ve hiçbir insan düzeltemeyecek!
Çevremize güzel baktıkça; ocağımıza düşmüş bütün düşkün, muhtaç insanlara en az kedilerimize, putlarımıza, önyargılarımıza gösterdiğimiz hoşgörüyle yaklaştıkça, kendi devletimize, kendi milletimize, kendi değerlerimize en az kendimiz kadar değer verdikçe inanın her insanın Hızır, her gecenin Kadir olduğunu göreceksiniz.
Bir cami çıkışında Abdülhakim Arvasi Hazretlerinin yanına sokulan cemaatten biri ümitle sorar:
-Efendim, bu Muhammet Ümmeti ne zaman kurtulacak?
Efendi gayet mütebessim ve gayet emin cevaplar:
-Sen bana o Muhammet Ümmetini göster ben de sana onların kurtulduğunu göstereyim.
Velhasıl: Soruların üstüne soru koymadan, insanlığımızın üstüne insanlık koyma vaktidir bu an!
Yoksa olmazların zoru, sizin bu sorularınızın hepsini alıp defterini dürer.

 

10 Eylül 2017 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
Can dostu
10 Kasım
Şampiyonların Hocası
Özelleşen hizmet sunumları karşısında yapabileceklerimiz
Takım olmak ve takım ruhu
Üst üste sorular soru içinde
Kıyılara kıymayın Efendiler!
Elini verip kolunu kaptıranlar
Yükselen değer İzmir
Eh be Ayhan
Yollarda bir başıma...
Trenlerin ardından...
2 Nisan'ın farkında mısınız!
Edebiyatımızda Sağlık Olsun
En son yürekler ölür
Darbe darbe darp dedi
Fatih'li Yıllar
Plaka plaka bölünen şehirler
Bizim Mücella Hanım
Hepimiz engelliyiz
 

WEB TV Tüm videolar
Göztepe-Trabzonspor özet
 
Yaza damga vuran düet
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir