Almanya nereye?

Dünya
Almanya nereye?


Almanlar, son yılların en kritik seçimi olarak nitelendirilen erken genel seçimlerde bir

sonraki Federal Meclisi seçmek üzere dün (Pazar günü) sandık başına gitti. 59 milyondan

fazla seçmen federal parlamentodaki 630 sandalye için oy kullandı. Sandıklarda

anketlerin de öngördüğü üzere Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı

Friedrich Merz’i başbakan adayı gösteren Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri yüzde 28,5

oyla birinci parti oldu.

Adayların başbakanlık koltuğu için yarıştığı seçimde sağcı ve aşırı sağ eğilimli faşist

Almanya için Alternatif (AfD) Partisi ikinci sıraya yerleşti. Başbakan Olaf Scholz’un partisi

Sosyal Demokrat Parti (SPD) ise tarihinin en büyük seçim yenilgisini yaşarken, seçimi

üçüncü sırada tamamladı. Yeşiller ve Sol Parti (Die Linke) yüzde 5 seçim barajını aşarak

Federal Meclis'e girmeye hak kazanan diğer iki parti oldu. Hiçbir parti Parlamentoda

çoğunluğu sağlayamadığından ülkede yine koalisyon hükümeti kurulacak.

Merkezi Almanya’da yer alan Dünya Kardeş Kentler Turizm Birliği Genel Sekreteri ve aynı

zamanda Türk-Alman turizm uzmanı Hüseyin Baraner, Almanya’nın yakın tarihindeki en

kritik seçimlerden biri olarak görülen ve muhafazakar Hristiyan Birlik partilerinin

(CDU/CSU) birinci çıktığı 23 Şubat Erken Genel Seçimi’ni, bu seçimlerin Türkiye ile olan

ilişkilere ve Türk turizmine yansımalarını değerlendirdi.

ŞİMDİ ALMAN SİYASİ DİNAMİKLERİ YORGUN VE ÇARESİZ BİRAZ DA VE YANLIZ!

Almanya'nın yeni parlamento seçimlerinin ülkenin siyasi manzarasını kökten değiştirerek,

II. Dünya Savaşı'ndan bu yana en sarsıcı etkilerden birini yaratabileceğini gözler önüne

serdiğini belirten Türk-Alman turizm uzmanı Hüseyin Baraner, Almanya’nın, uzun yıllar

boyunca barış -sosyal adalet ve büyüyen güçlü ekonomi temelleri üzerine kurulu bir

siyaset izlediğini vurgulayarak, “Bu sağlam temeller, Almanya’yı istikrarlı bir demokrasi

ve hukuk devleti olarak ayakta tuttu. 75 yıldan bugüne süren zamanda bu imaj ile

dünyanın üçüncü ekonomisini, Avrupa’yı yaktıkları II. Dünya Savaşı’nın külleri üzerine

inşa etmeyi başardılar. Son derece vasıfsız ve dünyanın gerçeklerinden uzak kişilerin

yönettiği Federal Almanya’ya son 10 yıl hiç yaramadı; talihsizlikler üst üste geldi.

Almanya şok üstüne şok yaşadı. Son 10 yılda her şey kötü, hem de çok kötü gitti.” diye

konuştu.

YABANCILAR VE ALMANLAR ARASINDAKİ ENTEGRASYON SÜRECİ RİSK ALTINDA

Suriye'deki iç savaştan kaçan bir milyon mültecinin üstüne bir de Ukrayna’dan gelen 900

bin mültecinin Almanya'nın sokaklarını doldurunca, ülkenin sosyal kasadaki birikintisinin

hızlıca azaldığını ifade eden Türk-Alman turizm uzmanı Hüseyin Baraner sözlerine şöyle

devam etti:

“Bitmeyen ve siyasetin 50 yıldır çözüm bulamadığı yabancı sorunu yine birinci gündem

maddesi oldu. Almanya’da son 60 yılda yabancılar ve Almanlar arasında zar zor kurulan

entegrasyon süreci tehlikeye girdi. Hem Alman hem de yabancı kökenliler kendilerini

rahatsız hissetmeye başladı; sosyal yaşam ve birliktelik zarar gördü. Herkes öz

kültürünün kabuğuna çekildi. Trenlerde, otobüslerde, sokakta kimse kimsenin yüzüne

bakmaz oldu, başlar eğik ve yere bakıyordu. Almanlar ile göz göze gelen yabancı

görünümlüler ise ‘ben yeni değilim, çok uzun yıllardır Almanya’da yaşıyorum’ bakışı

takınıyordu. Zaten pandemi sonrası Almanya, sosyal ve ekonomik yapısal zorluklar

yaşıyordu. Almanya’da paylaşım makası çok açılmıştı. Almanya’nın hiç yaşamadığı bir

pahalılık az kazananları iyice ezmeye başlamıştı.”

"MADE İN GERMANY" KAVRAMI TEHLİKEYE GİRDİ

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya’yı Almanya yapan, tüm dünyanın takdir ettiği

çalışkan ve keşifçi Almanların çoğu vefat etmişti ya da şu an emekli olmuştu. Alman

sanayisi kalifiye eleman bulamıyordu. "Made in Germany" kavramı tehlikeye girdi. Bunun

üstüne özellikle sanayi yatırımları için aşırı bürokrasi ve son derece denetleyici uzun

kriterler listesi eklendi. Bu gelişmeler Alman ekonomisini boğdu, sanayi yatırımları yavaş

yavaş yurtdışına kaçmaya başladı. Öte yandan, iş bilen yabancılar Almanya’yı tercih


etmiyordu. Almanya bitmeyen yabancı, göçmen, mülteci tartışmalarından dolayı innovatif

ve vizyoner olan yabancı iş göçünü elinden kaçırıyordu. Nitelikli elit yabancılar göçmen

muamelesi görmek istemiyordu. Buna karşılık Almanya’ya sığınan Mültecilerin çoğu basit

işlerde çalışıyor ya da küçük esnaflığa eğilim gösteriyordu veya devletin sosyal yardımları

ile hiç çalışmadan yaşama devam etmek istiyordu. Ancak dünya durmuyordu.”

ALMANYA’NIN BELİNİ ‘RUS GAZI’NIN KESİLMESİ KIRDI

Almanlar artık özellikle otomotiv ve makine sanayisinde rakipsiz değildi. Daha düne kadar

'çakma çakmak' bile yapamayan Çin’in inanılmaz yüksek teknolojik buluşlarının yarattığı

acımasız rekabet, Almanya’yı şoke etmeye devam ediyordu. Alman sanayi gruplarında

büyük tedirginlik başlamıştı. Yüksek sayıda işten çıkarma süreci devam ediyordu. Dev

markalar zarar ediyordu. Esasında küresel anlamda Pandemi süresinde ekonomiye destek

ve yardım programlarında en iyi performans gösteren ülkelerin başında gelen Federal

Almanya’nın belini daha çok Alman ekonomisi için son derece hayati önem taşıyan ucuz

Rus gazının kesilmesi kırdı. Alman sanayisinin olmazsa olmazı ucuz enerjiydi. Ucuz enerji

olmadığı müddetçe Alman sanayisinin rekabet gücü yüzde 70 azalıyordu.”

ABD, ALMANYA’YA SIRTINI ÇEVİRDİ

Bunlar yaşanırken, II. Dünya Savaşı’ndan sonra Federal Almanya’nın maddi ve manevi

anlamda en büyük destekçisi, savunucusu, koruyanı ve hamisi olan Amerika Birleşik

Devletleri Almanya’ya sırtını çevirdi. ABD’de de ikinci Trump döneminin demokratik

yapıdan daha otoriter bir oligarkik rejime doğru kayış sinyalleri, Alman sistemi ile

uyumsuz zorlukların su yüzüne çıkmasına neden oldu. Trump, herhangi bir Rus

saldırısında Avrupa’yı ve Almanya’yı savunmam demesiyle büyük bir şok dalgası

oluşturdu.

TRANSATLANTİK YAPI ÇATIRDADI

Ayrıca Trump ve Musk yönetiminin mevcut Alman hükümetini sürekli aşağılaması ve aşırı

sağ Alman AFD partisinin açıkça desteklenmesi, insan hakları, basın özgürlüğü ve her

şeye rağmen yüzde 99 işleyen demokrasi üçgeninde büyümüş Almanları derinden sarstı.

Bu olup bitenlerin hepsi, II. Dünya Savaşı’ndan bugüne kadar nispeten büyük bir sosyo-

ekonomik ve kültürel başarı gösteren, halkını barış içerisinde sosyal adalet sistemi ile

mutlu bir şekilde yaşatmayı başaran Almanya’nın bir nevi ‘Midlife’ krizine girmesine

neden oldu.

MERZ, YENİ ŞANSÖLYE OLARAK MUHTEMELEN GÜVEN OYU ALACAKTIR

“Almanya, şu an kendisini Avrupa’nın ortasında hiçbir zaman olmadığı kadar yalnız

hissediyor. Almanya’nın hareket alanı daraldı. Almanya Rusya ile Amerika arasında bir

nevi mengeneye sıkışmış durumdan nasıl çıkacak? Bu ortamda Almanya, dün parlamento

seçimlerini yaptı. Almanların dörtte biri aşırı radikal sağa oy verdi. Ancak her ne olursa

olsun hiç bir zaman ve şartta aşırı sağ (AFD) ile ortak çalışmam diyen partilerin oy oranı

yüzde 79! Bunu söylemi son günlerde en çok vurgulayan ekonomi uzmanı olan Friedrich

Merz, Federal Almanya’nın yeni şansölyesi olarak muhtemelen güven oyu alacaktır.”

TÜRKİYE'NİN KONUMU VE GÜCÜNE YENİ BİR BAKIŞ KAZANDIRABİLİR

“Almanya’daki Türkler ile bugüne kadar pek fazla alışveriş ve yakınlığı olmayan Merz

özünde ne kadar elit görünse de alman toplumunu çok iyi tanıyan bir yönetici ve

Türkiye’nin önemini çok iyi kavramış durumda ve en önemlisi etrafında bu zamana kadar

genelde Türkiye’yi kötüleyerek milletvekili olan Türk kökenliler yok! Almanya, yeni bir

döneme giriyor ve bu yeni dönemin nasıl şekilleneceği, biz Türkler açısından oldukça

dikkatle takip edilmesi gereken bir süreç olacak. Bu seçimlerin ardından Almanya’nın

karşılaşacağı sorunlar ve atacağı adımlar, yalnızca ülkenin iç politikasını değil, Avrupa ve

dünya siyasetini de derinden etkileyebilir. Türkiye'nin konumu ve gücüne yeni bir bakış

kazandırabilir.”

TÜRK TURİZMİNE ETKİSİ OLUMLU OLARAK KENDİSİNİ GÖSTERECEKTİR


“Bu seçimler Almanya’yı daha olgun ve gerçekçi yapacaktır ve ileriye yönelik ivedilikle

ekonomiyi yeniden düzenleyen, hızlandıran ve canlandıran kararların yanında mutlaka

göç ve mülteci politikasının sağlam temellere oturtulması sağlanacaktır. Bu son 10 yıl,

Almanya’yı derinden sarstı, yalnızca çökertmedi. Bundan sonra Almanya, alacağı doğru

kararlarla ABD ve Rusya baskısı ve kontrolünden kendisini kurtararak yeni bir güçlü

bağımsız Avrupa inşa etme sürecine başlayacaktır. Bu seçimlerin Türk turizmine etkisi

olumlu olarak kendisini gösterecektir, zira Türkiye’nin ve Türk halkının, Türk

coğrafyasının önemi yeni kurulacak, güçlendirilecek ve yeniden yapılandırılacak Avrupa

için son derece önem arz etmektedir. Amerika tarafından terk edilmiş, Rusya tarafından

devamlı tehdit altında tutulacak Avrupa Türkiye’yi içine dahil etmeye mecbur kakacaktır.”

ALMANYA’DA CİDDİ LOBİ FAALİYETLERİ BAŞLATMAMIZIN TAM ZAMANIDIR

“Türkiye olarak şimdi ivedilikle Alman toplumu ve ekonomik dinamikler ile birlikteliği ve

ileriye yönelik iki ülkenin birbirine daha yakınlaşmasını sağlayacak çalışmaları başlatacak

STK’ları ve yapıları güçlendirmemiz ve Almanya’da ciddi lobi faaliyetleri başlatmamızın

tam zamanıdır diye düşünüyorum. Dolayısıyla Türkiye’ye bakış daha pozitif, daha dengeli

bir hale gelecektir; bu da turizmde, özellikle pazarlamada bizim turizmcilerin önünü

açacaktır.”

Fulya OMAÇ / İZMİR