Çocukluğumuzda, gençliğimizde “Ege’nin incisi İzmir” lafını çok duyardık. Yazılarda, konuşmalarda çok söylenir, insanlara parlak bir atmosfer telkin edilirdi. İşte tam o yıllar, İzmir’in lâğım kokmaya başladığı yıllardı... 1970’ler falan...
Biz köy çocukları için bir rüya idi İzmir...Ege’de yaşayıp da İzmir rüyası görmeyen insan var mıdır acaba?... Büyüklükse, büyüklük... Dünyaya açılmaksa, dünyaya açılmak... Denizse, deniz... Kültürse, kültür... Ticaretse, ticaret... Hepsi vardı o yıllarda İzmir’de... Veya bize öyle gelirdi.
Zamanla dünya değişti... Dünyada olanlar Türkiye’ye de yansımaya başladı... Başladı da, bundan İzmir pek nasibini almadı. Herşey İstanbul’a yansıdı. İstanbul geliştikçe gelişti; İzmir küçüldükçe küçüldü. İstanbul tek başına gelişmedi; etrafında bir hinterland oluştu; hinterlandıyla beraber gelişti.
Bugün İstanbul, Kocaeli’nden başlar; neredeyse Tekirdağ-Kırklareli’ne kadar devam eder. İzmir öyle mi? Kuzeyde Menemen’e, Doğu’da Kemalpaşa’ya kadar gelişen İzmir, yanıbaşındaki Manisa, Aydın ve Balıkesir’e ulaşamamış; bu şehirlerin birikiminden yeteri kadar faydalanamamıştır. Hatta İzmir, bir câzibe merkezi olmuş ve bu şehirlerin gelişimini engellemiştir. Yatırımcı, İzmir dururken yanıbaşındaki illere yatırım yapmıyor. Lokal kaynaklar da büyük işletmeler ve kurumlar kuramıyor. Daha düne kadar, değil Turgutlu, Salihli, Akhisar, Alaşehir gibi büyük ilçeler, Manisa’da bile misafirinizi gönül rahatlığıyla ağırlayacağınız oteller yoktu. 1995 yılında 35 bilim adamını ağırlayacağımız otel yoktu Turgutlu’da. Misafirleri pazarcıların kaldığı otele benzeyen ve kahvaltısı olmayan bir otelde yatırmıştık.
İzmir’in tarihî dönemlerdeki şanına kavuşması için ve belki bir Hong Kong olması için önünde hiç bir engel yoktur. Yeter ki, hinterlandında bulunan şehirlerle entegre bir şekilde projesksiyonlar yapılsın ve diğer şehirler İzmir’in varoşu olmaktan çıkarılsın, İzmir uçar. Bunun için ilk yapılması gereken şey, çevre illerle hızlı tren hattının tesis edilmesidir. Yollar, kültür ve ekonominin damarıdır; yollar olmazsa kültür ve ekonomi kanı yörede dolaşmaz.
İzmir’in dibinde Manisa gibi hem geniş bir ovası, hem de köklü bir tarihi olan şehzade sancağı var ama İzmir bundan habersiz. Bu tarihî şehir, şanına layık bir şekilde donandırılsa ve mesela buraya dünyanın en büyük Tarım Müzesi falan eklense, Spil dağındaki dağ turizmi dünya çapında bir olay haline getirilse, bütün bağlantılar İzmir üzerinden sağlanmaz mı? Aydın ve Balıkesir, kültürel ve ekonomik zenginlikleriyle İzmir’e entegre olursa, İzmir, niye Hong Kong olmasın?
Kim bilir; bakarsınız, İzmir’de pişer, Muğla’ya da düşer.