24 Nisan 2019, Çarşamba Web TV Foto Galeri Sosyal Medya Mobil Uygulamalar Arşiv
 
 
Erdal Çil

Kurumlarımızda şiddet

Geçen yazımdan sonra özellikle kamudaki birçok okurumdan aldığım bolca övgüye teşekkür ediyorum.

Devam etmeden önce bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum.

Ortaokul yıllarından beri iş hayatının içinde olan ve otuz yıldır da kamuda yöneticilik yapan biri olarak, birçok yazımda da belirttiğim gibi iş hayatının içindeki huzursuzluğun temel nedeninin, insan psikolojisi ve insan davranışları ile ilgili olduğunu düşünüyorum.

Küçücük bir işyerimize dahi, asgari ücret ile çalıştırabileceğimiz vasıfsız, düz bir eleman bulmakta zorlanıyorsak cemiyet içinde iyi yönetici, iyi memur, iyi hekim, iyi öğretmen bulmakta tabii ki zorlanırız.

Günümüzde türlü kaynaklardan, beklentileri hiçbir şekilde düzenlenmemiş insanlar artık hem trafikte hem de kurumlarda karşılaşır oldular. Her tür araçla, her tür beklenti ile her türden insanın şartlar ne olursa olsun birbirleriyle didişmeden, yolları kesişmeden belirli bir düzen içinde uzun soluklu yollarına devam etmesinin tabii ki getireceği düzenlemeler olması gerekiyordu.

Düzenleme yapmak demek sadece yeni yollar yapmak, yolları genişletmek demek değil aynı zamanda yola çıkacak olanların da yetiştirilmesi demekti.

Günümüzde ne yazık sağlıkta, eğitim kurumlarında şiddetin artması, işyeri cinayetlerinin artmasında en temel sorunun bu beklentinin zihinlerde çıkarıldığı aşırı yükseklik olduğunu düşünüyorum. Durumu eldeki kıt imkânlarla, öğretilmiş belirli normlar ve yürürlükteki mevzuat hükümleriyle idare etmeye, sürdürmeye gayret eden görevlilerin bu gayreti bir yere kadar ihtiyaçları karşılasa da çatışma kaçınılmaz olmaktadır.  

Toplumdaki politize oluş hızı, konforun artması, iletişim sektörünün ölçüsüz şekilde yığınları; idraklerini çalıştırmadan peşinden sürüklemesi gibi sebepler tıpkı karayollarında olduğu gibi kurumlarımızda da kişilerin taleplerini ve bu taleplerdeki niteliği aşırı şekilde arttırmıştır. İletişim istilası içinde iyice yalnızlaşıp, bencilleşen insanın bir de taleplerinin hem nitelik hem de nicelik yönünden artması insanı karayolunda da, kurumlarda da huzur içinde seyahat etmesini engeller boyutlara getirmiştir ne yazık.

Yola çıkan insan artık diğerleri ne yapıyorsa yapsın bir an önce hedefine varmayı istemektedir. Hastaneye başvuran kişi için bütün hastane imkânları anında seferber edilmeli, öğrenci ne kadar yorgun, isteksiz, hazırlanmamış bile olsa idare edilip, istediği notlar verilmeliydi.

Kurumlarda da artık yoldan geçen birinin bile en tepe noktalara kolayca gelebildiği bir ortamda memur evine daha yakın bir işyerinde istihdam edilebilmeli, tayinlerde, terfilerde insanın beklentisine gem vuran her tür idari düzenlemeler rafa kaldırılmalıydı.

Yollarımız, şimdi gördüğümüzden çok daha fazla taşıtın düzenli bir şekilde geçmesine bile yeter aslında. Kurumlarımızda da çok daha değişik renkte, dinde, dilde, özellikte insanları bir arada ve huzur içinde bir araya getirip istihdam da edebiliriz belki. Ama bu kadar daha fazla insanı, taşıtı sığdırabileceğimiz bu yerlerde bir-iki bencil ruhun aynı yerde bulunması maalesef facialara yol açabilmekte.

İki bencilin karşılaşması cemiyette kargaşa çıkarsa da daha kötü olanı tek bir bencile cemiyetin tahammül etmesi, tahammül eder hale gelmesidir bu da ayrı bir konu!

Psikiyatri ilmi insanın artan bencilliği sayesinde neler yapmayı düşünüyor bilmiyorum ama ben kendinizin de sık sık basit türden bencillik testinizi ihmal etmemenizi öneririm.

Aksi takdirde nerede olur bilemem ama aynı özelliklerde birileri ile olmadık bir yerde yolunuzun kesişme ihtimali çok yüksek.

Benden söylemesi!

Mesela: Kontrolün hep kendinizde olmasını istiyor ve başkasında olduğu zaman geriliyorsanız;

Mesela: Cömert olmanın, engin olmanın, hoşgörülü olmanın faydalarını anlamakta zorlanıyorsanız;

Mesela: Grup içinde olmak size sıklıkla çok ağır geliyor ve sıkça yalnızlığı tercih ediyorsanız;

Mesela: Özür dilemek, gördüğünüz bir kusuru alttan cümlelerle ifade etmenin ağırlığı dayanılmaz geliyor veya suçunuzu üstlenmekte zorlanıyorsanız;

Mesela: hiçbir şeyin artık yeterli olmadığını, dünyanın günden güne kötüye gittiğini, taleplerinizin her geçen gün arttığını düşünerek sıkça karamsarlığa kapılıyorsanız;

Bence vakit geçirmeden, yollara düşmeden, kurumunuza gelmeden, başka kurumlara başvurmadan bu zaaflarınızla baş etmenin yollarını arayın.  

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,

Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi!                                          

İçteki bütün organlarımız sağlıklı olunca, dışta görev aldığımız, almayı düşündüğümüz organlar da sağlıklı olur. En muteber organımız; organlar topluluğumuzun başı olan devletimiz, devlet kurumlarımız da ancak sağlıklı bireyler ve sağlıklı ilişkilerle ayakta tutulabilir.

İşte tam burada; içinde bulunduğumuz haftanın Mobbing Farkındalığı Haftası olduğunu hatırlatmak isterim!

Mobbing; çağdaş insanın, modern hayatının beklentilerinin büyük bölümünü karşıladığı kurumların içini kemiren bir hastalıktır. Mobbing bir illettir, bulaşıcıdır! Kimi zaman bir amirden, bir memurdan başlayabilir ama önlem alınmazsa kısa zamanda bütün kuruma sirayet eder ve kurumun sağlıklı hizmet vermesini engellediği gibi başka kurumlara da zarar verebilir.

Mobbingin farkına varan, mücadele eden, mobbing mağdurlarının dertleriyle dertlenen, en muteber nesnemiz devleti ve kurumlarını bu illetten kurtarmak için gecesini gündüzüne katan herkesi bu vesile ile bir kez daha kutluyor, başarılar diliyorum.

Bu kurumlar hepimizin ve mobbing ile olan mücadelelerinde de hepimizin desteği çok ama çok önemli.

                                                                                                                       Erdal ÇİL

                     cerdal48@gmail.com

10 Şubat 2019 Paylaş
 
Bu yazı için yapılan yorumlar ( 0 ) + Yorum Yaz

Yorum bulunamadı !..

 
facebook.com/HaberEgeli
 
Yazarın Diğer Yazıları
Barikatsever yöneticiler
Günümüz kahramanları
Evvel refik badel tarik
Her kıyıya her köşeye sonuna kadar demokrasi
Nefret dili
Aksakallı Ali'miz
Kuru da olsa bir teşekkür
Hadi gelin dilimize geri dönelim!
Kurumlarımızda şiddet
Kurumlarımızdaki huzursuzluk
Vakit Bodrum'dan çıkma vakti
Mobbinge hayır
Bir yerden başlamak lazım
Fuat Çapa
Narsist tehlike
Dijital kibir ve hortlayan Narkissos!
Algıya selam yola devam
Maraş'ın beyaz kartalı
Zordur (Y)aşar olabilmek
Medya da sosyalleşti
 

WEB TV Tüm videolar
Cehenneme girmek çaba gerektirir
 
Elfida
 
 
FOTO GALERİ Tüm galeriler
 
 
 
? Anket
 
   
Kent Haberleri Spor Politika Ekonomi Yazarlar Sağlık Eğitim Asayiş Kültür Sanat Yaşam Dünya Magazin
facebook.com/haberegeli twitter.com/haberegeli Google+   Anasayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
Künye
Sitene Ekle
İletişim

© Copyrigth 2013 haberegeli.com tüm hakları saklıdır
  Sitemiz abonesidir